1 Ekim 2008 Çarşamba

Tatlı bir bayram


Bayram ve yemek




Bayram döneminde yapılabilecek bir kaç önerim olacak. Bunlardan biri klasik: Zeytinyağlı dolma. Yapılışı son derece kolay ve leziz bir yemek. Özellikle yaprak yerine biber kullanılıyorsa yapılış süresi de o kadar uzun olmuyor.


Önce bir büyükçe tava yada tencere alıyoruz ve zeytinyağını bolca (bu tarifte 1 çay bardağının 3/4ü) gezdiriyoruz. İçine bir büyük soğanı doğrayıp atıyor ve kavuruyoruz. Bu arada 2 yemek kaşığı kadar kuş üzümünü bir su dolu kapta bekletiyoruz. Soğanlar sarılaşınca 2.5 su bardağı dolu pirinci atıp karıştırıyoruz. Bundan sonrası tamamen geri kalan içerikleri atarak bir pilav karışımı elde etmek. 1 yemek kaşığı salça, dereotu, nane, 1 tatlı kaşığı tarçın, az karabiber, tuz, fıstık ve üzümleri atıyoruz bu karışıma. 1 yemek kaşığı şeker de ilave ediliyor. Kavrulan pirincin üstüne yüzeyde kalacak şekilde su koyup kısık ateşte pişiriyoruz. Fakat asla tam pilav kıvamında pişmemelidir. O yüzden su sınırlı miktarda konuluyor. O pişerken biberler hazırlanabilir (kapak kısmı kesilip çıkarılır, yıkanır). Pirinç hafif kıtır kıvamda kalacak şekilde piştikten sonra ateşten alınır (bu aşamada karışımın tadına bakılmalı ve tuz ve şeker oranı yeterli değilde ilave yapılabilir).


Biberlere doldurulan pilavı bir çelik tencereye yerleştiriyoruz. Biberlerin ağız kısmına mutlaka bir domasten parçalar kesip kapak yapıyoruz. Yoksa pirinç piştikçe tencereye akabilir. Dik şekilde biberleri yerleştirdikten sonra, tencerenin yarısına kadar sıcak su konur. İsteğe göre yemeğin üstüne tekrar hafif z. yağı gezdirilebilir. Orta ateşte pişirilir. Yaklaşık 30-45 dakika sonra pilavın tam olarak pişip pişmediği kontrol edilir. Zeytinyağlı dolma soğuyunca servis edilir. Afiyet olsun.


Kereviz salatası: Bu bayram denediğim bir tarifde aynı zamanda mükemmel bir meze olan kereviz salatasıydı. 2 kereviz yeterli. Diğer malzemeler, mayonez, yoğurt, 1-2 diş sarmısak, yarım limon, ceviz. Önce kerevizleri soyup ince halkalar halinde kesip hemen yarım limon sıkılmış bir su dolu kaba atıyoruz. 2'şer yemek kaşığı yoğurt (mümkünse süzme) ve mayonezi bir kapta karıştırıp 2 diş sarmısak rendesi katıyoruz (ve tuz). Sudan aldığımız kereviz halkalarını bir tahta üzerinde uzunlamasına ince çubuklar halinde kesiyoruz. ve hemen tekrar suya atıyoruz. hepsini kestiğimizde çubukları (olabildiğince ince olmalı) süzerek karışıma katıp karıştırıyoruz. üstüne orta derecede ezilmiş cevizleri katıyoruz. Salata hazır.

29 Eylül 2008 Pazartesi

Son olayların özeti -)


Aşk..semptomlar


1. Aşk. Kapıyı bir anda çalar hem beyni hem kalbi vurur. Akla uygun gelmesede sezgiler öne çıkar. İşte o’dur. İlk dakikada bellidir. Beklenen o’dur. Akşamları daha hızlı geçer, uykular huzursuz olsada sabah erken gelir. Onu görmek, onunla konuşmak için sabırsızlık ve beklemenin verdiği sabır birleşir. Ertelemenin hazzı yaşanır, gelecek hayalleri artar. İşler ters gitse bile batmaz. Güçlüsündür. “Rock you like hurricane”(1) motivasyonu vardır. Hiç bir şeyin önemi yoktur, saflık hakimdir hatta insan kendini aptal da hissedebilir ama aldırmaz. Aşkın ilk devresi huzurludur da. O var olduğu her an güvendesindir, eskisinden daha fedakarsındır. “My heart will go on”(2) daha iyi anlaşılmaktadır.

2. Terkedilme. Acının başladığı nokta, kendinle hesaplaşmanın miladı, kafa karışıklığı, duygu karışıklığı, “neden?” sorusu, yiyip bitiren şüpheler, kavgalar..huzursuzluk, hüzün. Onu geri getirme ümidine sarılmak. Batan gemiden kalan enkaza tutunarak okyanusta kurtarılmayı beklemek, yaşam savaşı...”if you go away”(3)’in çaresiz mırıltısı...


3. Kabullenme. Kendini tanımak, aynada kendini incelemek, eleştiri, hüzünlü dinginlik, olgunlaşma, ders çıkarma, yeni sayfa açma beklentisi.

4. Yanlızlık. Tek çare...forever...ben asıl seni sevdim..zaten “Senle beraber olsak da sevgilim”(4)...


5. Unutmak. (mı?)..asla..o anların saniyesi bile unutulmaz. Ve plak tekrar dönmeyi bekler..uzun zaman..”Strangers in the night”(5).

1. Rock you like a hurricane-Scorpions
2. My heart will go on-Celin Dion
3. If you go away-Aretha Franklin
4. Yanlızlık ömür boyu-MFÖ
5. Strangers in the night-Frank Sinatra

28 Eylül 2008 Pazar

Bu sabah bulut var İstanbulda


Bu sabah bağdat caddesindeki D&R'a gitmek üzere caddebostan migros arka otoparkına geldim ve bu enfes deniz manzarasıyla karşılaştım. Evet gökyüzünün grisi denize vurmuştu ve muhteşem net bir görüntü vardı (en azından profesyonel bir fotoğrafçı için). Bu her zaman olmuyor. Adalar (özellikle yassı ada) çok net görünüyor, küçük tekneleriyle denizciler açılıyorlardı.

Tatilden dönenler için alışma dönemi sürerken bu bulutlu ve hüzünlü havanın güzelliğini vurgulayarak işimizi kolaylatalım mı? yok yok tatil her zaman güzel, onun yerini hiç birşey tutmaz..bence de

Boudelaire- bulutların prensiydi...

Seni seviyorum en çok da neşe kırışık alnından uçtuğu zaman

Yüreğin bir korkuya düşünce

Geçmişin pis bulutu yaşanan güne

Senin bugününe yayıldığı an

Seni seviyorum iri gözünden

Akınca kan gibi sıcak gözyaşı

Elimle beşiğini sallasamda da ben

Yüreğin giderek daralır

Çöken bir insana benzer hırıldayışı

Charles-Pierre Baudelaire